Uzman Psikolog Tuncay: Alkol, sürücünün muhakeme ve risk değerlendirmesini bozuyor

Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tuncay, alkollü araç kullanımının yalnızca sürücünün kendisini değil, trafikteki diğer sürücü, yolcu ve yayaların hayatını da riske attığını belirterek, alkolün öfke, agresif sürüş ve yanlış karar verme davranışlarını artırabileceği uyarısında bulundu.

14 Eyl 2026 - 15:37 YAYINLANMA

Alkol etkisindeyken araç kullanmanın trafik güvenliği açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirten Tuncay, alkolün kişinin dikkatini, karar verme mekanizmasını, tepki süresini ve risk değerlendirme becerisini bozduğunu ifade etti.

Batman'da İLKHA muhabirine açıklamalarda bulunan Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Tuncay, bu durumun hem kazaların meydana gelme ihtimalini artırdığını hem de meydana gelen kazaların sonuçlarının daha ağır olmasına neden olabildiğini söyledi.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 yılı Karayolu Trafik Kaza İstatistikleri, trafik kazalarının Türkiye’de yol açtığı ağır tabloyu ortaya koydu.

2026 yılında açıklanan verilere göre, 2025 yılında Türkiye'de toplam 1 milyon 549 bin 574 trafik kazası meydana gelirken, bunların 288 bin 321’i ölümlü veya yaralanmalı kaza olarak kayıtlara geçti. Söz konusu kazalarda 6 bin 35 kişi hayatını kaybederken, 403 bin 937 kişi yaralandı.

Tuğçe Tuncay

"Alkol, sürücünün tepki süresini uzatıyor"

Alkolün trafikteki başlıca etkilerine değinen Tuncay, sürücünün ani gelişen durumlara karşı daha geç tepki verebildiğini belirterek, "Alkol etkisindeyken araç kullanmak, yalnızca sürücünün kendisini değil, trafikteki herkesin güvenliğini doğrudan tehdit eden bir durumdur. Özellikle alkol; dikkat, karar verme, tepki süresi ve risk değerlendirmesini bozduğu için kazaların hem oluşma ihtimalini hem de sonuçlarının ağırlaşmasını artırır." dedi.

Tuncay, alkollü araç kullanımının sürücünün trafikteki davranışlarını da olumsuz etkilediğini belirterek şöyle konuştu:

"Trafiğe başlıca etkileri Tepki süresi uzar: Ani fren, yaya veya başka bir aracın önüne çıkması gibi durumlarda sürücü daha geç tepki verir. Dikkat ve algı bozulur: Trafik işaretleri, araç mesafeleri ve çevredeki hareketler doğru değerlendirilemeyebilir. Risk alma artabilir: Sürücü normalde yapmayacağı sollama, hız yapma veya takip mesafesini azaltma gibi davranışlara yönelebilir."

"Hız ve mesafe algısı bozulabiliyor"

Alkolün sürücünün hız ve mesafe algısını da bozabileceğini belirten Tuncay "Hız ve mesafe algısı bozulur: Araç olduğundan daha yavaş veya mesafe olduğundan daha uzak algılanabilir. Koordinasyon zayıflar: Direksiyon kontrolü, fren ve gaz kullanımında hatalar ortaya çıkabilir. Kaza riski artar: Tek bir yanlış karar, zincirleme kazaya veya başka insanların hayatını kaybetmesine neden olabilir." ifadelerini kullandı.

"Ben iyiyim, kontrol bende' düşüncesi yanıltıcıdır"

Alkolün psikolojik açıdan en tehlikeli etkilerinden birinin kişinin kendi sürüş becerisini olduğundan daha iyi değerlendirmesine yol açması olduğunu vurgulayan Tuncay "Psikolojik açıdan en tehlikeli nokta Alkolün önemli etkilerinden biri, kişinin kendi sürüş becerisini olduğundan daha iyi değerlendirmesine yol açabilmesidir. Yani kişi ‘Ben iyiyim, kontrol bende’ diye düşünürken aslında karar verme ve tepki verme kapasitesi azalmış olabilir." dedi.

Bu durumun özellikle bağımlılık ve trafik güvenliği açısından değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Tuncay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu nedenle ‘Kendimi iyi hissediyorum’ güvenli araç kullanabildiğim anlamına gelmez. Özellikle bağımlılık ve trafik güvenliği açısından bakıldığında mesele sadece ‘alkollü araç kullanmak’ değildir; alkolün kişinin karar verme mekanizmasını değiştirerek kendisini ve diğer sürücüleri riske atmasıdır."

"Alkol, trafikte öfke ve agresif sürüşü artırabilir"

Trafikte yaşanan stres, engellenme ve diğer sürücülerin hatalarının alkolün etkisiyle daha yoğun algılanabileceğini belirten Tuncay, bunun öfke ve tahammülsüzlüğü artırabileceğini söyledi.

Tuncay "Bunun yanında öfke ve tahammülsüzlük de önemli bir noktadır. Trafikte zaten var olan stres, engellenme veya başka bir sürücünün hatası, alkolün etkisiyle daha yoğun algılanabilir. Bu da trafikte öfke, agresif sürüş ve çatışma davranışlarını artırabilir. Yani direksiyon başındaki kişi yalnızca daha yavaş tepki veren biri haline gelmez; aynı zamanda olayları değerlendirme biçimi de değişebilir." diye konuştu.

"Asıl soru, aldığım risk başkasının hayatına mal olabilir mi?"

Alkol etkisindeyken araç kullanmanın yalnızca sürücünün kendisi açısından değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Tuncay "Kendi muhakemesinin ve risk değerlendirmesinin güvenilirliğini kaybettiği bir anda direksiyon başına geçmesidir. Trafikte herkes birbirinin hayatından sorumludur. Bu nedenle mesele sadece ‘Ben kaza yapar mıyım?’ sorusu değildir. Asıl soru şudur: ‘Benim aldığım bu risk, başkasının hayatına mal olabilir mi?’ Cevap evetse, o direksiyonun başına geçmemek gerekir. Çünkü alkollü araç kullanmanın bedelini bazen direksiyondaki kişi değil, hiçbir tercihi olmayan masum bir insan ödeyebilir." dedi.

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: